20110918

ta'm e guilass

TAM' E GUILASS -
Doğduğun için hayattasın'a benzer, aldığın için vermek zorunda kaldığın nefes. Birer külfet hepsi ve altında ezildiğin yaşayan bedeninin; canını hayattayken acıtmaması, çok garip.

20110911

svinalangorna

SVINALANGORNA -
Çizilmesin diye parkeler, parmak üstlerinde yaşandı ömür; anlaşılmasın diye, tıkalı kulaklarda asılı kaldı parmak uçları. Solmak bilmedi, dimdik ayakta hala, despot renkleriyle ay çiçekleri...

20110904

en ganske snill mann

EN GANSKE SNILL MANN -
İçinde açtığı kuyuya kendini gömemeyen insan, dışına taşan kısmıyla hala hayatta. Törpüsü eski bir duygu küpüründen yola çıkılarak müebbet yemek, her daim asılsız bir sofra.

poetry

POETRY -
Güç alıp temize çektiği günden, bütün unuttuklarını hatırladı birden. Yaşlıydı, ama kırışıksız...

20110817

morgen

MORGEN -
Bu dünya haritası bir çocuk resmi. Renkler keyfi, sınırlar çoktan pejmürde. Rulo yaptığından kırışık, bütün ülkeler iç içe, ama yırtık değil hiç. Yarın belki başkadır diye, hep, hayatta kalma nedeni.

20110816

gummo

GUMMO -
Tüm yaşadıklarınızı yere bırakın, bu bir rüyadır. Kimsenin zihnine zarar gelmeyecek, bundan emin olun. Gözünü kıpırdatan uyanır ve bu, onun için hiç de iyi olmaz. Size bir iyi, bir de kötü fikrim var.

20110715

mammoth

MAMMOTH -
Boş kovanlarda, sahipsiz ballarıyla, ölü arılar... Peteklerine gömdükleri sır perdeleri çoktan gerili ve içeriye adım atmak hepten muamma. Her şeyin varken hiç bir şeyi istememek yerine, hiç bir şeyin yokken her şeyi istemek!

20110707

morfiy

MORFIY -
Tüm yaralar kanamak için sıra bekliyor. Tedaviye yanıt vermeyen ölülerin aklı ise beş karış havada. Morfinle dirsek temasındaki damak tadının muntazam yok oluşuna, hiç de akıl sır erdirilemiyor.

20110706

mammuth

MAMMUTH -
Aralarında boşluk bırakılan hayati dönemlerden fevri bir ret bu. Alıcı gözüyle geldiğimiz dünyanın bize yüz vermemesi ise epey mühim. Biraz da, tarif ettikçe kaşınan yeri bulamamasına benziyor, diğerinin senin ilgine göz yumması. Aslında fazlazıyla azalıyor batmaya başlayınca ruhun boyu, huyun suyunda.

20110704

howl

HOWL -
Sansüre düşmeden yalın halin, yasaklamadan aklındakini, korkuları unutup dev bir adım çağır kendine. Uçsuz bir huzur gövdesine edebi bir konukluk aradığın. Hak etmediğini kim söylemiş! Varsan hala, hayat da vardır.

20110612

yo tambien

YO TAMBIEN -
Göğsünden sırtına taşınan kalp, aynaya toslayan aşk provasının baştan savma özrü. Bütün bu olmuşlar, olacaklarla yer değiştirse; bütün trenler, zevkine göre hareket etmese.

20110524

Ce qu'il faut pour vivre

CE QU'IL FAUT POUR VIVRE -
İnsan hastalığına yakalandığından beri, hayat gereksinimlerini karşılayamıyor dünya. Bütün coğrafyasına yayılmış durumda hastalık ve sayılı günleri eritiyor ömür. Ruhlara yetecek kadar yer arayışında yeryüzü, tuhaf, gökyüzünden çalıyor. Bu sıralı ağaçlar, peş peşe göçü gelen kuşlar ve en yüksek dağlar hep aynı yere bakıyor.

20110523

muukalainen

MUUKALAINEN -
Dilinden düşürmediği sessizlik ile ağzı düşen kurmalı kol; artık, yeni bir gürültü için çevriliyor. Her adımında daha da belirginleşen leş karga, konduğu yerden belli oluyor. Bu seste senin de tuzun olsun, hayattan muaf bedenin ortada kalmasın.

20110521

simple men

SIMPLE MEN -
Alnına baş aşağı düşen saçlarının adı kahkül. Kuyruğunu nedensizce takip edip başını döndüren dünya ise küstah. Eridikçe zaman, akmasın diye, senden önce defalarca yaladıkları şey yalancı bir külah. Bak işte yine eşit değil, sessizliğe katlanamamak ile sensizliğe aldanmak.

20110519

la petite jerusalem

LA PETITE JERUSALEM -
Uzakara hiyelkar senin adına kaygılarını savunanlar. Baştacı edilen varlığın çoktan o'nun varlığına amade. Gölgelerden korktuğun için karanlığa gömdüğün yarını yerinden edip, pürdikkat boşlukta sendeliyorsun; bunu özgürlük sanıyorsun.

20110518

lola

LOLA -
Bu albenisi bol, ölümaşırı günlerin çekidüzen verdiği vicdan ve hayatı sürdürebilme eğilimine yol ağzından merhaba. Güneşe ve yağmura tutulan şemsiyelerin rengi kadar farklı, hissedilen yara ve özgürlük izleri. Ortada hep var para, elde var hep güç.

20110515

cirkus columbia

CIRKUS COLUMBIA -
Bütün buluş ya da icatlar ihtiyaçtan ortaya çıkmışsa da, kabartma tozu abartı bir keşiftir. Bugün seni yaşamaya iten ayaklarının götürdüğü yer ve dönerken sırtının izlediği bütün günler birbirinin tekrarı. Kabartılan insan ve abartılmış bir dünya. Vazgeç.

20110513

noite escura

NOITE ESCURA -
Katil kurbanını takdim ederken, ölüm de hacim kazanır bir nevi. Bu tutarsız güdü insan etine gömülüyken, bize laf düşmez; ağız dolusu duaları sektiririz sonsuz benizde ya da son söz hep susanındır.

seres queridos

SERES QUERIDOS -
Sınırlarından kurtulduğunda toprak, dini kemiren ideolojilerinden sıyrıldığında insan, burnunu sokmaktan vazgeçerse tanrı ve geleceği geçmişe yeğlediğinde şimdiki zaman; sevişmekten yorgun düşeceğiz sadece. Birbirimize anlık olmayan anılar ikram edeceğiz.

20110511

alamar

ALAMAR -
Denizden evlerde, insandan uzakta; denizle göğün birleştiği yere, sonrasında doğacağını bilip, günleri usanmadan batırmak... Büyük balık küçük balığı hiç yemedi; Natan, Blanquita'yı bir daha hiç görmedi.