20120726

polisse

POLISSE -
İki elimle yüzünü kapatıyorum. Utangaçlığının üstüne yüz üstü yatmış ellerimin sırtında biriken bir kir ve avuçlarımı yakan bir ateş bugünün ismi. Düne göre ve yarına inat, bugün hep kir tutmuş ateş sanki.

20120709

away from her

AWAY FROM HER -
Çıtalarından kurtulan fotoğrafın yere düşmesiyle aklına geldi yalnızlığın. Başının altında unuttuğun elini hatırladığında, acıya meyilli bir ses çıkardın. Yanında bittiğin duvara aklında kalanları resmetmeye; bu sefer, yuvasını arayan çiviyi bularak başladın.

20120514

cafe de flore

CAFE DE FLORE -
İlk kez rüya gören birinin tedirginliği vazgeçilmez bir mimik. Gerçeklere dokunurken, olmayanlara ayırdığın gecenin ardındaki vaktin artık çok kıymetli. İçinde ilerleyen bir tutkuya göz yumup bütün yollara taş döşemen seni ağırlaştırmakla kalmadı; kendini tanımamazlıktan gelmen, sana yeni bir yorgunluk yemi sundu.

20120418

monsieur lazhar

MONSIEUR LAZHAR -
Perdeyi icat eden mucidin ülkesinden geliyorum. Onu kendi perdesiyle asarak öldürdüm. Bütün sır perdeleri şimdi ardına kadar açık. Bakıldığında, içerinin görülebildiği insanlar biliyorum.

20120331

les geants

LES GEANTS -
İkinci el bir bumerang fırlatıldıktan sonra eski sahibine gerçekten döner mi?

20120322

brat

BRAT -
Şiddetin tarihçesine dikilen yeni bir göz... Kaldığı yerden devam niteliğinde, bu sefer çok başka. Kendini ağırdan satan namlu, yerini yadırgayan hedefin gediklisi olmaya meyilli. Bu aldırış etmeyen rutin hayata da el atma sırası elbet bir gün gelecek.

20120222

chand kilo khorma baraye marassem-e tadfin

CHAND KILO KORMA BARAYE MARASSEM-E TADFIN -
Geçim kaynağı nefesine güvenip ayakta kalmayı bilebilen bir kar düşkününe, güneşin acımasız bir komplusu mu bu; yoksa tanrının kuklalarına yüz verdiği bir hayattan, iplerin gevşediği bir sahne mi?

20120216

ko to tamo peva

KO TO TAMO PEVA -
Nokta yaralarıyla, cılız bir çiviye emanet tahtadan dart, duvarda asılı hala . Tam on ikiye dikilmiş gözlerin şaşılığında, içindeki hiyerarşiye sadık kalır, oku tutan el. Menzilini izleyen güç dengesi kestirmeden biletini keser, fişini çeker ya da zaten duvarız bizler.

20120215

las acacias

LAS ACACIAS -
Kerestelerine ayrılmış bir ağacı hayata döndürmek için direksiyon koltuğundan gönül müdavimliğine küçük de olsa bir adım. Suya ihtiyacımız var biraz, az da olsa yeni güne.

20120214

the artist

THE ARTIST -
Dilini yutmuş bir guguk kuşu; vaktin haberciliğine sessizce soyunup, aklınca görünür olduğu her anın keyfine doyuncaya dek koltuğunda pinekleyen seyirciyi hazır lokma saniyelerin şehvetinde yakalamayı bilir belki ama, ilerleyen her anın gürültüsü yerinden oynayan geçmişin izi mizi dinlemeden yeni bir sessizlik diyalektiğine konmayı yeğler.

20120213

tyrannosaur

TYRANNOSAUR -
Uzuvlarına hükmeden galipler; bu hınca hınç dolu dünyada köşelerine çekilmiş, yer çekiminden faydalanan kanlı havluların serbest düşüşünü gözlüyorlar.

apflickorna

APFLICKORNA -
Avcu kaşınan genç kaşif ayağının tozuyla kendini buluyor. Tetiğin başında kendini kaybeden parmak ise olacakları işaret etmekten yorgun ama bu yeni zaman dilimi kalıcı sürprizlere çoktan muktedir.

20120211

the reflecting skin

THE REFLECTING SKIN -
Kara kutunun dili çözüldü, ağzındaki baklanın yerini kapkara bir hiç aldı. Kuralları büyüklerin koyduğu, sadece çocukların oynadığı bu oyundan ayağımızı çekmek gibisi yok. Şimdi sallanan sandalyemize sırtımızı dayamış, büyümeyi bekliyoruz; sıra bize gelsin, kuralları biz koyalım diye.

20120112

darbareye elly

DARBAREYE ELLY -
İp çoktan düğüm. Bir sihir arayıp ince ince kurtulmayı beklemek mucize. İzlerin üstünden yol sürmek, hiç bilinmedik yerlerde izi kaybetmek... Kaybolduğunu anladığın an, kaybettiğini de bil.

20120110

the time that remains

THE TIME THAT REMAINS -
Sallanmaması için bir ayağının altına yerleştirilmiş kağıt erimiş; masa yamuk, sandalyeler yok, insanlar dümdüzmüş.

20111229

la pivellina

LA PIVELLINA -
Ladeste kazanamamak anlık bir tepkiyle çok şey kaybettiğini düşündürür o an insana. Oysa sadece sana verilen şeyi almışsındır. Aslında 'aklımda' deyip kurtulmak varken; aldığın şeyin ne olduğu oyunu unutturur ve asıl kazanan bir anda sen olursun.

sügisball

SÜGISBALL -
Sonbahar balosunda rol yağmasının altında kalan milyonlarca yara, pıhtılaşmayan ahmaklıklarıyla her yerde aranıyor. Bir garip histi edinilen tanıklık.

20111228

el violin

EL VIOLIN -
Savaşı besteleyen tanrı, insanın içindeki tutkuyu mikrofonun başında unutuyor. Avazı çıktığı kadar suskunluğu yineleyen şarkı artık ısmarlama değil. Bu sessiz düet, karşılıksız ve katıksız bir sonun habercisi.

20111227

ratcatcher

RATCATCHER -
Büyük boy çöp torbasında saklanan, kolaya kaçıp işine geldiğinde burnunu çıkartır. İyi koku aldığını bilmez; zaman, boş anında zayıf karnına göz diker ve gafil avlanır insan.